Nietzsche'nin Heine’den sonra yaşayan tek Alman şair saydığı, “büyük üslûp”un temsilcisi Gottfried Keller’in Zürih’i kapitalizmin başkentlerinden biri olmaktan çıkarıp edebiyat alemine taşıdığı Zürih Hikâyeleri, Alman dilinin en özgün denemelerinden birine şahitlik eder. Yüz elli yıldır okurları büyüleyen, “burjuva gerçekçiliği”nin bu klasik eseri basitçe bir değişim sürecini değil, bizatihi zamanın değişim olarak tecrübe edilişini farklı dönemlerden derlediği hikâyelerle anlatır.
...